


Hepimizin yaşadığı o evrensel an:
USB’yi takarsın → olmaz.
Çevirirsin → yine olmaz.
Bir daha çevirirsin → olur.
Ve ister istemez şu soru gelir:
“Bu USB’ler neden hep ters?”
Bu durum o kadar yaygındır ki neredeyse bir internet şakasına dönüşmüştür.
Ama işin aslı sadece “dalgınlık” ya da “şanssızlık” değildir.
Arkasında tasarımsal, algısal ve tarihsel nedenler vardır.
USB’yi ters takma problemi:
Çok yaygındır
Kullanıcı hatası değildir
Tekrar eden bir tasarım-algı çatışmasıdır
Yani mesele:
Senin beceriksizliğin değil,
tasarımın insan gözüyle uyumsuzluğudur.
Klasik USB dediğimiz şey aslında USB Type-A’dir.
Bu tasarım:
1990’ların ortasında
Hız, dayanıklılık ve ucuzluk odaklı
Tek yönlü olacak şekilde
geliştirildi.
O dönemde öncelik:
Kolay üretim
Mekanik sağlamlık
Standartlaşma
idi.
Kullanıcı deneyimi bugünkü kadar ön planda değildi.
USB-A’nın en büyük sorunu şudur:
Dışarıdan simetrik gibi görünür
Ama iç yapısı asimetriktir
İnsan beyni:
“Simetrik görünen şey iki yönde de girer”
varsayımı yapar.
Ama USB:
Sadece tek yönde çalışır
Bu da beynin doğal beklentisiyle çelişir.
Teoride:
USB logosu olan taraf “üst”tür
Pratikte:
Loş ortam
Masa altı portlar
Laptop yanları
Görünmeyen girişler
işareti anlamsız hâle getirir.
Yani:
Bilgi var ama erişilebilir değil.
İnternette sıkça dönen bir şaka vardır:
“USB üç yönlüdür:
Ters, düz ve bir türlü olmayan.”
Bu elbette mizah ama bir gerçeğe dayanır:
İlk deneme genelde yanlıştır
İkinci deneme de çoğu zaman yanlıştır
Çünkü kullanıcı:
İlk hatadan sonra
doğruyu değil, karşıtını dener
Ama portun yönü hâlâ net değildir.
Bugünün standartlarına göre: Evet.
Dönemin şartlarına göre: Hayır.
USB-A:
Zamanına göre başarılıydı
Ama geleceğe uyumlu değildi
Tasarımcılar:
“İnsanlar bakarak takar”
diye varsaydı.
Ama gerçek kullanım:
Bakmadan, hissederek, hızlıca.
USB-C ile:
İki yönlü takma geldi
Simetrik yapı sağlandı
“Ters” kavramı ortadan kalktı
USB-C’nin en büyük başarısı:
Teknikten çok kullanıcı deneyimidir.
Bu da USB-A’nın aslında:
Gerçekten bir UX problemi
olduğunu kanıtlar.
Çünkü:
Milyarlarca cihazda var
Altyapı değişimi pahalı
Geriye dönük uyumluluk gerekli
Yani USB-A:
Teknik olarak değil,
ekonomik olarak yaşıyor.
USB örneği şunu çok net gösterir:
Bir tasarım teknik olarak doğru olabilir
ama insan davranışını hesaba katmıyorsa
kusurludur.
İyi tasarım:
Yanlış yapılmasına izin vermez
Kullanıcıyı suçlamaz
Doğruyu “zorlar”
USB-A ise:
Yanlış yapmayı çok kolaylaştırır.
USB’yi ters takmamız:
Dalgınlık değil
Beceriksizlik değil
Evrensel bir kullanıcı deneyimi sorunudur
Bu yüzden:
USB-C bir devrimdir
ama USB-A bir ders.
Ders şu:
İnsanlar hatalıysa değil,
tasarım onları hataya itiyorsa sorun vardır.