


Bir uygulamanın başarısı yalnızca arayüzüyle, tasarımıyla ya da kullanılan framework ile ölçülmez. Arka planda yapılan veritabanı tercihi, uygulamanın kaderini doğrudan belirler. Özellikle SQL mi, NoSQL mi? sorusu yanlış cevaplandığında; performans sorunları, ölçeklenemeyen sistemler ve çökme noktasına gelen projeler kaçınılmaz hâle gelir.
Bu yazıda, yanlış veritabanı seçiminin uygulama performansını nasıl çökerttiğini, SQL ve NoSQL farklarını, hangi senaryoda hangi veritabanının doğru olduğunu tüm detaylarıyla ele alıyoruz.
Veritabanı, uygulamanın beyni gibidir.
Yanlış bir seçim şu sorunlara yol açar:
Yavaş sorgular
Artan sunucu maliyetleri
Ölçeklenemeyen mimari
Karmaşık ve bakımı zor kodlar
Kullanıcı kaybı
Çoğu projede hata şurada yapılır:
“Popüler olanı kullanalım.”
Oysa doğru soru şudur:
“Bu uygulama nasıl bir veriyle çalışacak?”
İlişkisel yapı
Tablo, satır, sütun mantığı
Katı şema (schema)
ACID uyumluluğu
Karmaşık sorgular için güçlü
Avantajlı olduğu alanlar:
Finans uygulamaları
ERP / CRM sistemleri
Sipariş ve muhasebe yapıları
Veri tutarlılığının kritik olduğu projeler
Esnek veri yapısı
Doküman / key-value / graph modelleri
Yüksek ölçeklenebilirlik
Hızlı okuma/yazma
Şemasız veya yarı şemalı yapı
Avantajlı olduğu alanlar:
Gerçek zamanlı uygulamalar
Chat & mesajlaşma sistemleri
Log & event sistemleri
Sosyal medya ve feed yapıları
İlişkisel veri yoğunluğu olan bir projede NoSQL tercih edilirse:
Aynı veri defalarca kopyalanır
Join yapılamaz, veri şişer
Veri tutarsızlığı oluşur
Karmaşık iş kuralları kontrolden çıkar
Sonuç:
Hızlı başlayan proje, büyüdükçe çöker.
Gerçek zamanlı ve yüksek trafikli sistemlerde SQL tercih edilirse:
Lock problemleri oluşur
Sorgu süreleri uzar
Sunucu yükü artar
Yatay ölçekleme zorlaşır
Sonuç:
Kullanıcı arttıkça sistem yavaşlar.
Veritabanı doğru seçilse bile yanlış kullanım performansı öldürür.
Örnek hatalar:
Gereksiz JOIN’ler
Index kullanılmaması
Tüm tabloyu çeken sorgular
Cache stratejisinin olmaması
Veritabanı ne kadar güçlü olursa olsun, yanlış mimari her şeyi bozar.
Yanlış veritabanı seçimi genelde şu sinyalleri verir:
Sayfaların geç açılması
API cevap sürelerinin artması
Trafik arttıkça hata oranının yükselmesi
Sunucu kaynaklarının hızla dolması
Kullanıcı şikâyetlerinin artması
Bu aşamada genellikle “sunucu yetmiyor” sanılır.
Oysa sorun çoğu zaman veritabanındadır.
Kendine şu soruları sormalısın:
Veri ilişkisel mi, değil mi?
Okuma mı fazla, yazma mı?
Gerçek zamanlı mı çalışacak?
Trafik artışı ne kadar hızlı?
Veri tutarlılığı mı, hız mı daha önemli?
Modern sistemlerde sıklıkla:
SQL + NoSQL birlikte
Cache için Redis
Ana veri için PostgreSQL
Event için NoSQL
kullanılır.
Tek bir veritabanı her sorunu çözmez.
“Şimdilik böyle yapalım, sonra değiştiririz.”
Veritabanı sonradan değiştirilmesi en zor katmandır.
Yanlış seçim:
Aylarca süren refactor
Veri taşıma problemleri
Servis kesintileri
Maliyet patlaması
anlamına gelir.
Başlangıçta küçük bir uygulama
MongoDB ile hızlı kurulum
Kullanıcı sayısı arttı
Raporlama ihtiyacı doğdu
İlişkisel sorgular gerekti
Sonuç:
MongoDB ile yazılmış ama SQL gibi davranması beklenen bir sistem = performans kabusu
Framework değiştirilebilir.
UI yenilenebilir.
Sunucu yükseltilebilir.
Ama yanlış veritabanı seçimi, uygulamanın temelini çürütür.
Doğru veritabanı:
Performansı artırır
Maliyeti düşürür
Ölçeklenebilirliği sağlar
Geliştirici deneyimini iyileştirir
Yanlış veritabanı ise sessizce uygulamayı öldürür.